Kullanıcıların Yapay Zeka Ile Etkileşiminde Mahremiyet Algısının Koşullara Göre Değişimi: Türkiye Örneğinde Bir Çalışma


Tanyeri mazıcı E. (Yürütücü)

  • Proje Türü: TÜBİTAK Projesi
  • Proje Grubu: Sosyal Bilimler
  • Projenin Yürütüldüğü Birim: İletişim Fakültesi
  • Başlangıç Tarihi: Ekim 2026
  • Bitiş Tarihi: Ekim 2028

Özet

Dünyanın hızla değişen yapısı içerisinde uygulamada olduğu kadar akademik literatürde de yapay zeka kavramı, her geçen gün önem kazanmaktadır. Mühendislik ve fen alanında ivme kazanan bu çalışmalar, teknolojik gelişim açısından katma değer yaratmakta ve fırsatları beraberinde getirmektedir. Ancak, fırsatları kadar tehditleri de doğurabilecek bu konunun hızlı ve kontrolsüz gelişiminin de mutlak surette incelenmesi gerekmektedir. Özellikle bu konuda, sosyal bilimler alanında yapılan çalışmalar olmakla birlikte, bilgi ve veri mahremiyeti hususu geliştirilmeye muhtaç bir görünüm sergilemektedir. Bu eksende değerlendirildiğinde, bu çalışma kullanıcıların yapay zeka ile etkileşimlerindeki mahremiyet algılamalarını konu edinmektedir.

Literatürde dikkat çeken odak, tek tip mahremiyet algısı üzerinden kavramın standardize edilmiş olmasıdır. Halbuki, bireylerin mahremiyet algılamaları durum ve koşullara göre değişiklik gösterebilecektir. Bu kapsamda, projenin amacı, kullanıcıların yapay zeka ile etkileşimlerinde mahremiyet algılarının farklılık arz edebileceğinin tespiti üzerinedir. Projenin temel sorunsalı mahremiyet algısı değişir mi? (Does privacy change?) üzerinde odaklanmaktadır. Bu bağlamda çalışmada literatür incelemeleri sonucunda kullanıcı motivasyonu üzerinde etkili olduğu anlaşılan; marka bağlılığı, kurumsal itibar, veri kullanım amacı ve promosyon tekliflerini içeren 4 bağımsız değişkenin mahremiyet algısındaki rolü incelenecektir. 

Bu doğrultuda karma yöntem araştırması planlanmaktadır. Anlama ve doğrulama derinliğine ulaşmak amacıyla tercih edilen bu yöntemde; öncelikle, nicel araştırma yöntemi ve anket tekniği ile değişen koşullarda yapay zeka mahremiyet algısını anlamlandırmak; sonrasında ise nitel araştırma yöntemi ve derinlemesine mülakat tekniği ile algısal farklılıkları derinlemesine açıklayabilmek ve betimlemek amaçlanmaktadır. Yine detaylı literatür araştırmaları sonrasında, konunun ulusal perspektiften incelenmesi gerekliliği düşünülmesi nedeniyle, Türkiye örneğinde saha araştırması yapılması planlanmaktadır. Öyle ki, yapay zeka gibi evrensel bir konu, veri mahremiyeti algılamalarında ülkeden ülkeye kültürden kültüre farklılık gösterecektir. Türkiye özelinde saha araştırması yapmak, sonrasında bu konuyla ilgili daha doğru planlamalar yapabilmek açısından önemli görülmektedir. Bu açıdan, TÜİK'in İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırması’ndaki (İBBS) Düzey 1’den (12 bölge olarak belirlenen) seçilen 12 şehirde (İstanbul, İzmir, Antalya, Ankara, Samsun, Şanlıurfa, Van, Bursa, Trabzon, Balıkesir, Erzurum ve Kayseri) araştırmalar gerçekleştirilecektir.

Yapay zeka ve veri mahremiyet ilişkisini sosyal bilimler alanında bir zemine oturtmanın gerekliliği nedeniyle çalışmanın önemli olacağı düşünülmektedir. Öyle ki, kalkınma planları dahil kamusal pek çok planlama ve özel sektördeki gelişim ivmesinde yapay zeka konusu stratejik öncelik olarak görülmektedir. Bu noktada, sorunların büyümeden önlemlerini alma bakış açısıyla bu proje, proaktif bir gelişim sunma potansiyeline de sahiptir. Bireysel ve toplumsal farkındalıkları anlamakla işe başlanması, sonrasındaki bilinç düzeyinin yükseltilmesi aşamalarına rehber ve basamak olacaktır. Özellikle hukuki boyutunda tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yasal çerçevenin henüz şekillenmediği, mevzuatın belirsiz kaldığı bir alanda, genelde tanımlamada kullanıcıyı, özelde ise vatandaşı veya tüketiciyi pek çok koşul ve değişkenle anlayabilmek tüm adımların temelini oluşturmaktadır. Bu sayede daha doğru kamu politikaları geliştirebilmek ve etik açıdan daha güvenli müşteri ilişkileri oluşturabilmek mümkün olacaktır. 

Proje sonrasında edinilecek çıktıların farklı kamu kuruluşları, özel sektör-marka temsilcileri, yapay zeka yazılımı geliştirenler ve akademik alanda çalışanlara fayda sağlayacağı ve katma değer yaratacağı beklenmektedir.